TURSKI JEZIK

HOŞ GELDİNİZ


23.10.2013.

Barış Akarsu - Gözlerin

tvoje oci
Gözlerin  - Tvoje oči                                                                        

Gözlerin boşluğa dalıp gider  - Tvoje oči zure u prazno
Sahipsiz bakışların benim olsun isterim - Te tvoje neposjedovane poglede bih želio za sebe
Sırların acıdan ağlar örer - Tvoje tajne pletu mrežu od bola 
Kendi kayboluşlarım sende dursun isterim - Želim da se moji gubitci zustave kod tebe

Ağladım senin icin ilk defa - Prvi put plačem zbog tebe
Elimde parçalanmış bir hayat var aslında - Očito se urušio jedan život u mojim rukama
Hapsoldum söylediğim yalanlara - Zarobljenik sam laži koje izgovorih
Çıkıslar hep kapanmış, ruhum da sokaklarda - Svi su izlazi zatvoreni, moja duša luta ulicama

Sırlarım acıdan ağlar örer - Tvoje tajne pletu mrežu od bola
Kendi kayboluşlarım sende dursun isterim - Želim da se moji gubitci zaustave kod tebe


30.05.2013.

SENI UZAKTAN SEVMEK, Yaşar Güvenirgil

 SENI UZAKTAN SEVMEK (VOLJETI TE IZ DALEKA)

karadaji sensiz saadet neymiş - šta je sreća bez tebe
tatmadım bilemem ki - ne probah je, pa i ne znam
alnımın yazısıydın - ti si meni suđena
ne yapsam silemem ki - što god da učinim, to ne mogu izbrisati

seni uzaktan sevmek - voljeti te iz daleka
aşkların en güzeli - najljepše je od ljubavi svih
alıştım hasretine - navikut na čežnju
gel desen gelemem ki - i da me pozoveš, doći ne mogu




29.05.2013.

ISTEMEM

İşine karışmak istemem - neću se miješati u tvoj posao
Seni bunun içine çekmek istemem  - neću te uvlačiti u ovo
Bunun olmasını istemem - ne bih želio da se to dogodi
Onun yerinde olmak istemem - ne bih volio da sam na njegovom mjestu
Sizi bekletmek istemem - neću da čekate
Onlara zarar vermek istemem - ne želim da ih povrijedim
Bunu görmek istemem - ne želim to vidjeti
Seni üzmek istemem, ancak - ne želim vas uzrujavati, ali
Tüm Türklerin öyle olduğunu düşünmenizi istemem - ne želim da pomislite da su svi Turci takvi

20.11.2012.

BENIM - MOJ

burası benim odam - ovo je moja soba
o benim erkek kardeşim - on je moj brat
benim adıma - u moje ime
sen benim her şeyimsin - ti si meni sve
bu benim son şansım - ovo mi je posljednja šansa
benim hatam değildi - nije bila moja greška
benim yüzümden - zbog mene
sen benim canımsın - ti si moja duša
benim bildiğim kadar - koliko ja znam
sadece benim için - samo za mene
benim açımdan - s moje tačke gledišta
benim için çok önemli - to mi je veoma važno
benim için endişelenme - ne brini se za mene
benim için hepsi bir - svejedno mi je
benim sorunum bana yeter - dosta mi je mojih problema
o benim hayatımın aşkı - ona (on) je ljubav mog života

04.11.2012.

BEN SENI - JA TEBE

ben seni tanımıyorum - ja te ne poznajem
ben de tam seni arayacaktım - upravo sam te htio nazvati
ben seni burada bekliyor olacağım - čekat ću te ovdje
ben seni öğretmen sanıyordum - mislio sam da si učitelj
ben de tam seni düşünüyordum - upravo sam mislio o tebi
ben seni asla incitmezdim - nikad te ne bih povrijedio
ama ben seni affediyorum - ali ja ti opraštam
ben bunun için seni öldürürüm - zbog toga ću te ubiti
ben de seni seviyorum bir tanem - i ja tebe volim jedina moja (jedini moj)


26.09.2012.

YALAN - LAŽ

büyük yalan - velika laž
yalan makinesi - detektor laži
yalan söylemek - lagati
biri hakkında yalan söylemek - pričati laži o nekome
yalan yanlış - totalno pogrešno (netačno)
yalan mı? - da li je to laž?
bana yalan söyleme - ne laži mi
yalan şahitlik - lažno svjedočenje
sana yalan söyledim - lagao sam ti
neden yalan söyledin? - zašto si mi lagao?
bu bir yalan - to je laž
niye bu kadar yalan söylüyorsun? - zašto toliko lažeš?

05.08.2012.

TAMAM - U REDU, UPRAVO TOLIKO, CJELINA

tamam olmak - biti završeno, kompletirano
her şey tamam - sve je o.k.
tamam mı? - je li sve u redu?
oh, tamam, tamam, anladım - dobro, dobro shvatio sam
bunu geri götür, tamam mı? - vrati ovo nazad, jel u redu?
tamam ama neden? - dobro, ali zašto?
tamam canım - u redu draga
tas tamam - potpuno fer i pošteno
romantik, tamam mı? romantično, zar ne?
iş tamam mı? - je li posao završen?
tamam ziyan - totalni gubitak

18.06.2012.

ÖYLE - TAKO

öyle yapacaım - tako ću učiniti
öyle bir şey - tako nešto
aynen öyle - upravo tako
tam öyle - ni manje ni više
öyle ki - tako da
bana öyle geliyor ki - čini mi se da...
öyle görünüyor ki - čini se da...
öyle görünüyor ki ben yanıldım - čini se da sam pogriješio
hiç de öyle bir şey söylemedim - ja tako nešto nisam rekao
çocukken bana hep öyle derlerdi - tako su mi govorili kad sam bio mali
Her zamanda öyle değil mi? - Zar nije uvijek tako?
öyle ya da böyle - ovako ili onako

17.05.2012.

DAMLA - KAP

bir damla su - kap vode
damla damla - kap po kap
her damla önemlidir - svaka je kap bitna
okyanusta bir damla - jedna kap u moru
bir damla gözlerimde - jedna suza u mom oku

bir damla kan, bir hayat demek bazen - jedna kap krvi može ponekad značiti život
bir damla suyun içinde milyonlarca mikrop bulunabiliyor - u jednoj kapi vode se mogu naći milioni mikroba

15.04.2012.

EVDE - KOD KUĆE

evimizde - u našoj kući
evde sağlık bakımı - kućna njega
evde yapılmış - kućna radinost
evde durmak - ostati kod kuće
evde göz hapsi - kućni pritvor
onu evimde istemiyorum - ne želim ga u svojoj kući
Evde kimse var mı? - Ima li nekoga kod kuće?
evimde misafirimsin - ti si gost u mojoj kući
Evde mi kalıyorsun? - Ostaješ li kod kuće?
aynı evde oturmak - živjeti pod isitim krovom
Çıkın evimden! - Van iz moje kuće!


Stariji postovi

TURSKI JEZIK
<< 10/2013 >>
nedponutosricetpetsub
0102030405
06070809101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

LINKS

FACEBOOK

PIK.BA

LIVE-FEED


MOJI FAVORITI

BROJAČ POSJETA
84184

Powered by Blogger.ba